Viktor E. Frankl – İnsanın Anlam Arayışı | Kitap Yorumu

İnsanın Anlam Arayışı Kitap Yorumu

Viktor Emil Frankl’ ın İnsanın Anlam Arayışı kitabında bahsettiği çok kıymetli şeyler var. Bu kitabın yorumunu hayatımın daha sakin bir döneminde yapmak istedim. 4 günde bitirdiğim, gayet akıcı bir kitaptı. Bu sıralar her zaman sevdiğim fakat bir süredir ilgimi kaybettiğim psikolojiye ilgim kabararak geri geldi. 🙃 Ben de bunu kaybetmeden kendime bir psikoloji kitabı almayı uygun gördüm. İnsanın Anlam Arayışı kitap yorumu yazımı parçalara bölerek anlatmaya çalışacağım. Umarım keyifle okursunuz.

Kitabın Başında Anlatılan Yazarın Deneyimi

Kitap hakkında konuşacağımız ilk konunun bir psikiyatr olan yazarın acı tecrübelerle geçen toplama kampı deneyimi olması kaçınılmaz. İkinci Dünya Savaşı’nda kurulan toplama kamplarında esir düşen yazar bu deneyimlerini psikoloji ile birleştirerek anlamı anlatmaya çalışıyor. Bu toplama kampında tutsaklar zor işlerde çalıştırılıyor, günde yalnızca bir dilim ekmek yiyor, küçük bir tas çorba içiyor. Sert tahtada yatıyor, psikolojik ve fiziksel şiddet görüyor. Yazar kitapta bu deneyimlerini detaylıca anlatmış. Ben bu sayfalarda yazarın hayata bakış açısının ve mesleğinin böyle bir olayla yükseldiğini, öyle ki bu kitapları yazmaya kadar bu deneyimden tecrübe kazandığını anladım. Viktor Frankl, tam anlamıyla acının olgunlaştırdığı bir yazar bence.

Bu deneyimlerin getirdiği sonuçları ise yazarın dilinden, kitapta altını çizdiğim yerlerden alıntı yaparak anlatmak isterim.

  • “Biz toplama kampında yaşamış olanlar, barakalar arasında gezerek diğerlerini teselli etmeye çalışan ve elindeki son ekmeği paylaşanları hatırlayabiliriz. Sayı olarak az olabilirler ama her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu. “

  • “Her zaman bir seçim yaparız. Her gün, her saat bizi özvarlığımızdan, içsel özgürlüğümüzden soyutlamakla tehdit eden güçlere boyun eğmeye ya da eğmemeye yönelik bir tercih sunulur bize ve bu da özgürlük ve onurumuzdan vazgeçerek, tipik bir kamp sakinine dönüşüp koşulların oyuncağı olup olmayacağımızı belirler.”

  • “İnsan onuru toplama kampında bile korunabilir.”

(Bu üç alıntı, sayfa 77’den alınmıştır.)

Yazarın acıya karşı tavrı ile ilgili bir yerde yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Sonraki sayfalarda bu durumda kendini açıklıyor. Anlatılmak istenen ortada kaçınılmaz bir acı, bir ıstırap varsa buradan bir şeyler öğrenme şansını kendinde bulmak. Yoksa, herkesin soracağı gibi: Acıyı sevmek olur mu?

Yazar bu konuda ilerleyen sayfalarda kendini daha doğru bir şekilde şöyle açıklıyor: “Şunu da net olarak ifade etmeliyim ki ıstırap, anlam bulmak için mutlaka gerekli değildir. Sadece anlamın ıstıraba rağmen mümkün olduğunu ısrarla söylemek istiyorum. (Elbette ıstırabın kaçınılmaz olduğu durumlarda.) Gereksiz yere acı çekmek kahramanlık değil, mazoşizmdir. ” (syf 118)

Hayatta herkesin payına düşen fırsatların ve engellerin olduğunu, acıyı tatlıyı, hayatın dengesizliğini ve torpilsizliğini kabullendim. Bunun için isyanı, üzülmeyi bırakalı çok oldu. Üzerine şiirler, hikayeler bile yazdım hatta. ( Belki blogda da paylaşırım.) Nihayetinde hayatta vicdanlı yaşamak ve mücadele etmek benim en değer verdiğim şeylerden. Bu Auschwitz kentinde başlayan toplama kampı deneyimi de hayatta kalarak, sevgiye tutunarak özgürlükle bitiyor. Logoterapinin keşfi ise bu deneyimin kırıntıları ile kitaplarda anlatılıyor.

Ana Hatlarıyla Logoterapi

Belki bir yerlerden kulağımıza çalınan logoterapi, ismini yunanca “anlam” anlamına gelen “logos” kelimesinden alan bir psikoterapi kuramı. Viktor Emil Frankl’ın tabiriyle Logoterapi, anlam odaklı psikoterapidir.

Yazar kitapta, logoterapi geçmişe bakmak yerine geleceğe odaklanır, danışanın gelecekte içini dolduracağı anlamlarla uğraşır, diyor. Bu benim çok hoşuma gitti. Açıkçası ben her yerde “geçmişin travması, bilinçaltı kodları” gibi kelimelerle şimdinin tüm olumsuzluklarının geçmişin yansıması olduğuna dair söylemlerden sıkıldım. Bu düşünceye karşı çıkmıyorum, hatta katılıyorum. Fakat her olayı buna yormak insanı yıpratıyor ve şimdideki potansiyelini ortadan kaldırıyor. Eksik, hatalı ve düzelemez gibi hissettiriyor. Bu yüzden her durumu geçmişle bağlandırmak yerine geleceğe odaklanan ve önemli şeyler arayan bu kurama daha yakın hissediyorum.

Hayatın Anlamı

Kitapta hayatın anlamı ile ilgili söylenen şey tatmin etmese de doğru: Hayatın anlamı insandan insana, günden güne ve hatta saatler içinde değişebilir.

Logoterapiye göre hayatın anlamını 3 farklı yolla keşfedebiliriz:

1- Bir üretimde olarak ya da bir iş yaparak,

2- Bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek,

3- Kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla.

Yazarın toplama kampı deneyiminden sonra bulduğu anlam sevgiydi. Eşini düşünmesi ile zor günleri geleceğe odaklanarak katlandı.

Sevgi, bir insanı kişiliğinin en derinlerine kadar kavramanın tek yoludur. Kimse başka bir insanın derinliklerini onu sevmediği sürece kavrayamaz.

İnsanın Anlam Arayışı, syf 116

Kitap hakkında pek çok şey söyledim, içeriğine dair bilgiler verdim. Daha fazla bilgiye kitabı okuyarak ulaşabilirsiniz. Son kez toparlayacak olursam insanın anlam arayışı ile ilgili düşüncelerim logoterapi ile ilgili temel bilgileri edinebileceğiniz, hayatınızın anlamını düşünebileceğiniz umut dolu bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Ben psikoloji okumaları yapmaya devam edeceğim. Benimle psikoloji kitap önerilerinizi paylaşabilir, yorumlarda yazı veya kitap hakkındaki fikirlerinizi belirtebilirsiniz.

Bu yazımda bahsetmek istediğim şeyler bu kadar. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. O zamana kadar kendinize çok iyi bakın… Sevgiler! ❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.