Montaigne – Denemeler Notlarım

İlgimi çeken insanların hayat tarzlarını, düşünce yapılarını merak edip takip ettiğim için Montaigne ‘nin Denemeler eserini de sevecektim elbet.

Montaigne, kitabın girişinden sonraki ‘Okuyucuya’ bölümüne; ”Bu, gönülden bir kitaptır ey okuyucu! Baştan belirteyim ki, yazdıklarımı yalnızca yakınlarım ve kendim için kaleme aldım.” diyerek başlar ve ”İşte böyle ey okuyucu! Kısacası, kitabımın ta kendisiyim ben. Bana kalırsa böylesine önemsiz ve anlamsız bir konu üzerinde boş vakitlerini harcaman pek akıl karı olmaz. diyerek bitirir. Daha sonra da düşüncelerini başlıklar halinde teker teker vermeye başlar. Bu noktada hepimiz bu düşünceleri okumanın boş vakit olmadığında hemfikirizdir sanırım.

Kitap hakkındaki notlarıma geçmeden önce şunu söylemek istiyorum:

En başta kitabı okurken kendimi katarak okumuyordum. Yani Montaigne insanların karakterinden bahsederken ben de onunla birlikte diğer insanlara bakıyordum, ”Onlar.” diyordum. Sonradan kendimi neden ayrı tuttuğumu düşündüm, ipin ucunu kendime dokundurmaktan korkmuştum çünkü. Kendimi suçlamak istememiştim bir şeylerde. Kitap tam da bunu fark edip kendimi de başkaları diye düşündüğüm noktada sardı beni. Burada bir şeyler katmaya başladı. Size de bunu yapmanızı öneriyorum.

Montaigne Denemeler

  • Montaigne Korkaklığın cezalandırılması üzerine ”Günahkarlığımızdan kaynaklanan yanlışlarımız ile zayıflığımızdan kaynaklanan hatalarımızı ayırmamız gerekiyor.” diyor. Fareler ve İnsanlar’ da yazar, Lenin karakterini tam da bunun için sevdirdi bize bence. Düşüncelerine “Birçok kişi ancak bilinçli bir hata yaptığımızda suçlanabileceğimize inanmaktadır.” diyerek devam ediyor. Zor da olsa, içim de acısa işte bir şekilde kabul ettiğim düşünceler.
  • Şu kadim söz gibi:

Huzurlu bir hayat ya da mutlu bir ölüm..
Hayatı bir yük olanlar için ölmek güzeldir.
Zavallı yaşamaktansa yaşamamak daha iyidir

  • Mutluluk diye söyleyip durduğumuzda istediğimiz şey aslında huzurdur ve huzur bizim kendimizle kurduğumuz iletişimde. Montaigne de böyle düşünüyor. ”Kendimizi bulabildiğimiz bir yerde, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız.” Burada çok beğendiğim bir söz daha: ”Issız yerlerde kendin için bir alem ol.” (Tibullüs)
  • ”İnsanın yapayalnız, bir başına yaşamayı tercih etmesinin amacı başıboş, sorumsuz bir hayat istemesidir diye düşünüyorum. Bunlar ile hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz.” Acılarımızı dindiren akıl ve hikmettir, yoksa o engin denizlerin ötesindeki yerler değil. ( Horatius). Yaşadığımız sürece hayatın sorumluluklarını taşıyor olacağız. Bunu istemiyor olsak bile. Hayat bizi rahatsız edecek, buna alışsak iyi olur.
  • ”Tanrılaşmaya en elverişli olan en az bildiğimiz şeylerdir.” – Filozoflar ve Tanrılar bölümünden. Tanrının nerede olduğunu ben seçebiliyor olsaydım onu kalplerin merhamet duygusuna koyardım ve son tanrı kalana dek yaşardı yalnızca.
  • Montaigne kendimizi ifade etmek, kendimizden bahsetmek üzerine şöyle diyor: ”Onların amacı kendilerini anlatmak değildir. Tabii sırası gelince de kendilerini ortaya koymaktan çekinmezler. Sokrates kendinden söz ettiğinden daha fazla neden söz eder? Hep öğrencilerini de kendinden bahsetmeye, kitaplardan öğrendiklerini değil de içlerinde olup bitenleri anlatmaya dürtüklemez mi? Tanrıya ve rahibe kendimizden bahsetmiyor muyuz?” Mütevazı olmama korkumu bir nebze kırdığını söyleyebilirim bu cümlelerin.
  • ” Birisinin bilmediği bir bilgiyi özleyebilmesi için belirli bir dereceye kadar bilmesi gerekir çünkü; bir kapının kapalı olduğunu anlamak için önce itmek gerek. Buradan platonvari paradoks doğar, bilenler araştırmaya gerek duymazlar, çünkü biliyorlardır; ve bilmeyenler de, araştırmak için neyin araştırıldığı ile ilgili bilgi gerektiğinden, onların da araştırmaya gerekleri yoktur. Bu yüzden, bu bilgi konusunda herkes öylesine kararlı ve doyumlu görünür ki, herkesin kendisini yeterince anladığını düşünmesi, Ksenophon’ da Socrates’in Euthydemus’a belirttiği gibi, kimsenin kendisiyle ilgili hiçbir şey bilmediğini gösterir.”
  • ”İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha faydalı bir şey yoktur.” Günlük yazdığım için altını çizip doğruladığım bir söz. ”Kendisini kendisine anlatmalı, kendisine yabancı olmamalı insan.”
  • Neyin doğru olduğunu söyleyen insan, yanlış olan şeyleri söyleyen insan kadar aptaldır belki de… – Doğruluk üzerine bölümünden.
  • ”Vicdanın zorlaması böylesine şaşırtıcı bir şeydir! Hiç beklemediğimiz bir anda ele verir bizi. Kendimizi suçlamaya, kendimizle savaşmaya zorlar bizi; tanık yokluğunda kendimize karşı tanıklık ettirir bize.” İç hesaplaşma bölümünden. Bol vicdan azaplı bir günde denk geldim bu yazıya. 24/12/20
  • Montaigne’nin felsefe hakkındaki düşünceleri: Felsefe bir noktaya kadar iyidir, hoştur; faydalı olduğu noktayı aşacak kadar derinlere gidersek çileden çıkar, kötüleşiriz; herkesin inandığı, uyduğu şeyleri küçümseriz; herkesle doğru dürüst konuşmaya, herkes gibi dünyadan zevk almaya düşman oluruz; kimseyi idare edemeyecek, başkalarına da kendimize de hayrımız dokunmayacak bir hale geliriz.
  • ”Kimse cimri olduğunu, kıskanç olduğunu kabul etmez. Körler hiç olmazsa bir yol gösterici isterler; biz kendi kendimizi sokarız yanlış yollara. Benim yükseklerde gözüm yoktur, ama Roma’da başka türlü yaşanmaz, deriz; öfkeliysem, güvenli bir hayat kuramadıysam, suç bende değil, gençlikte, deriz. Dışımızda aramayalım kötülüğü, içimizdedir o; ciğerimize işlemiştir. Hasta olduğumuzu bilmemek de iyileşmemizi daha zorlaştırır. Kendimizi erkenden bilmeye başlamazsak, nasıl baş ederiz, bunca dertlerle, bunca kötülüklerle? Oysa felsefe gibi çok tatlı bir ilacımız var. Öteki ilaçları ancak bizi iyileştirirse hoş buluruz; felsefe ise hem hoşlandırır, hem iyileştirir bizi.
  • Montaigne’nin satranç üzerine sözleri beni çok fazla güldürdü. 😀 ”Nefret ediyor ve uzak duruyorum, çünkü yeteri kadar iyi bir oyun değil. Bir eğlence için gereğinden fazla ciddi ve daha başka bir uğraşa verilebilecek ilgiyi bu oyuna vermekten utanç duyuyorum.”
  • ”Delilik değil midir, sorarım, ölüm korkusundan ölmek?” (Martialis)
  • Yaradılışımızdan iyi olmaya eğilimli olmaktan daha başka ve daha soylu bir şey olarak görmeli erdemliliği. Özverili ve doğal olarak iyi denetimli bir akıl, erdemli olan ile aynı yolu izler ve eylemlerinde aynı görünüşü sergiler. Birisinin kendisini gerçekler yolunda mutlu bir yaradılış ile sakin ve barış içinde geliştirmesinden çok daha yüce ve çok daha etkin bir şeydir erdemlilik. – Erdem üzerine,
  • ”Her zaman her şeyi söylemek zorunlu değildir, çünkü böylesi aptalca olurdu; ama ne söylüyorsak, düşündüğümüz olan olmalıdır.” Düşüncelerini gizlemeyen birisi, yönetmesini de bilmiyordur! (XI Louis’ in bir sözü)

Kitabı okurken aldığım notlar ve altını çizdiğim yerler bu şekildeydi. Felsefeye başlangıç kitabı için oldukça uygun olduğunu düşünüyorum zira bende bu kitap ile başladım. Şimdi de Platon – Devlet kitabı ile devam ediyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka bir yazıda görüşmek üzere! 💓

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.