Kalıplaşmış Düşünceler ve Ön Yargılara Karşı Tavrımız Ne Olabilir?

Bu yazıda uzun zamandır gözlemlediğim, farkında olduğum kalıplaşmış düşünceler ve ön yargılar hakkında konuşacağım. Bu konuda sadece gözlemlerimi aktaracağımı belirtmek istiyorum. Bilir kişi değilim, hayatın içinde bu olayları yaşarken hissettiği ve çözüm olarak düşündüğü şeyleri okuyucularına aktaran bir blog yazarıyım sadece.

Bu konunun hayatımızın içinde edindiği büyük yerin farkındayım ve sizden bir ricam var. Bu yazıyı kalıplaşmış düşüncelerden ve ön yargılardan uzak bir alandan okuyabilir misiniz?

Bazılarımız için mümkün çoğumuz için zaman gerekiyor.

Kalıplaşmış Düşünceleri Kırmak

Bu yazıyı sizden objektif şekilde okumanızı istediğimde bunu yapmakta zorlanabileceğinizi biliyorum. Her zaman dışarının kalıplaşmış düşüncelerinden yakınsak da aslında kendimizin de çok fazla kalıp yargısı var. Herhangi bir konu için “Ben bunu yapamam.” demek benim için kalıp yargı olabilirken ve kendime set koyarken, başka zaman ” Sen bunu yapamazsın.” demek toplumun kalıplaşmış düşüncelerinin engelleri olabilir. Kalıplaşmış düşüncelerin aslında sadece toplumda değil kendi düşüncelerimizde de olduğunu fark etmenin bile birçok şeyi değiştirebileceğini düşünüyorum. Elbette bunlara karşı öncelikle kendimizde yapabileceğimiz şeyler var: Bu kalıp yargıları gözlemleyerek bunların doğru olup olmadığını sorgulamak. Bazen bir şeyi yapmak istediğimizde kafamızda saniyeler içinde vazgeçiyoruz. Neden diye baktığımızda karşımıza çıkan tablodan ürküp doğrulayarak bitiriyoruz. Fakat o tablolar gerçekten kurmaca. Buna kendimizi inandırıp yeni gerçekliğimiz yapabiliriz. Bunun üzerinde düşünüp duruyorum ben bu sıralar. Bazen yapmak istediğim şeyi “Sonra yaparım.” diyerek öteye yittiğim de oluyor. Ardından “Bu sonra hangi sonra?” diye düşünüyorum. Sonraları kaçışımız yapmak da yapmamak da bir tercih.

Kalıplaşmış düşünce dediğimiz şey biraz üzerine gidince küçülen bir düşünce kümesi. Kendimize olmayan engelleri koymanın ağırlığını biliyorum. Bunu değiştirmek için uğraşmak kendimizi biraz önemsiyorsak yapabileceğimiz ilk adım. Ve bazen ilk adımlar o kadar önemlidir ki.

Kendimize karşı yargılayan değil yargılarımızı gözlemleyen tarafta olursak kalıplaşmış düşünceleri de kırabiliriz.

Kalıplaşmış Düşünceler ve Önyargılara Karşı Tavrımız Ne Olabilir?

Ön Yargıları Kırmak ve Seçtiğimiz Tavır

Ben toplumun ön yargılarını değiştirmeye çalışmayı bırakalı uzun zaman oldu. Bunun için tek bir düşüncem var. Bu yargıları reddedebiliriz. Sadece kendi doğrularımla yaşayarak örnek oluşturabilirim diye düşünüyorum bu konuda. Bazen o kadar baskın oluyorlar ki hayatımızda, yapılan tüm yanlışları hayata bakış açılarının ne kadar farklı ve hastalıklı olduğunu bildiğimiz yakınımızdaki insanlara bir şey diyemiyoruz. Yanlış, biliyoruz ama onların yargılarına girmemek için biz yaptığımız şeyleri onlara göre seçiyoruz. Böyle bir şey asla olmamalı ben artık bunu kesinlikle reddediyorum. “Ben ve o farklıyız, ben onlar gibi düşünmüyorum, onlar benim gibi düşünmüyor.” Bu kadar basit.

Bu tarz konularda kendimi ne kadar anlatırsam anlatayım yine de anlaşılamamış hissediyorum. Yazarak anlatmaya çalıştığım şey motivasyon sözleri gibi görünüyorsa öyle olmadığını da belirtmek istiyorum.

Yine, elbette okun ucu bize geliyor. Bizi bir tek toplum yargılara boğmuyor. Biz de kendimize karşı yargıların içerisindeyiz ve biz de başkalarını yargılıyoruz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz, yapıldığında boğuluyormuş gibi hissettiğimiz o şeyleri başkalarına bizden dolayı hissettirmeye hakkımız yok. Bu içimizden edindiğimiz yargılar ya da dışarı aktardıklarımız olabilir. Zihnimizi başkaları hakkında peşin hükümler vermemeye alıştırırsak kendimize ve hayata da berrak bir taraftan bakabiliriz. Her şeyin saflıktan uzak, zihinde kıyafet giymiş tarafını görmek güzel olacak mı? Ve çoğu zaman yargılarımıza göre hareket ettiğimizi düşünürsek neleri kaçırdığımızın farkına varabilir miyiz?

Bahsetmek istediğim son bir konu var. İnsan ağzından çıkan sözün sorumluluğunu almak zorunda. Karşımızda hoşumuza gitmeyen şeyler söyleyen birileri olduğunda lütfen susmayalım. Bazı statülere sığınarak yapılan davranışlar statüden dolayı haklı olmuyor. Yargıları alıp kabul etmek zorunda değiliz.

Beni ve bloğumu takip edenlerin çoğu gençler, ben de bir genç olarak bizi baskılayan en büyük şeyin yargılar olduğunu düşünüyorum. Bunlarla baş edebiliriz diyorum ve bu yazıyı okumak için kıymetli zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim.

Bir başka yazıda görüşmek üzere. O zamana kadar kendinize çok iyi bakın. ❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.