Osmanlı Devletinde İdam Cezası Nasıl Uygulanıyordu?

“Osmanlı Devleti’nde idam cezası nasıl uygulanıyordu?” sorusunu Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü kitabını okuduktan sonra merak etmeye başladım.

İdam cezası Hammurabi Kanunlarına kadar uzanan ve dünya tarihinde sıkça uygulanmış bir ceza şekli. Bu noktada hangi ülkelerin idam cezası uygulamasına devam ettiğini de merak ederek yaptığım araştırmada Afganistan, Hindistan, Nijerya, Çin, Mısır, Amerika Birleşik Devletleri, İran, Japonya gibi ülkelerin günümüzde bu cezaya devam ettiğini gördüm.

Osmanlı devletindeki İdam cezalarının uygulanma kararı çoğunlukla kesin olarak çizilmiş bir kanun metnine değil, Hanefi fıkhı eserlerine başvurularak gerçekleşir. Bu eserler kanun metni olarak ele alınmaktadır. Buna örnek olarak Fatih Sultan Mehmet devri alimlerinden Molla Hüsrev’ in ”Gurerü’l-ahkâm” isimli eserini şer- i mahkemelerde rağbet görmesi sebebi ile verebiliriz. Bunun yanında fetva mecmuaları, kanunnamelere de başvurulmuştur.

İslam hukukunda idam cezası verilen beş adet suç vardır. Bunlar: zina, hırâbe (yol kesme), bağy (isyan), irtidad (dinden çıkma) ve taammüden (kasten) adam öldürmedir. Bunların dışında hanefi fıkhında siyaseten katl denilen bir idam cezası da vardır. İdam cezası şüphe, af, sulh ve tövbe ile düşer. Suçun ispat edilmesinde en ufak bir şüphe halinde idam cezası düşmektedir. Adam öldürme suçunda maktulün yakınlarının katili affetmesi halinde idam cezası verilemez. Adam öldürme suçunda bir diyet
üzerine sulh olunursa ceza yine düşer. Yol kesme suçunda suçluların yakalanmadan önce tövbe edip teslim olmaları halinde hadden idam cezası verilmez.

İdam Cezası

Zina suçu idam cezası

Osmanlı hukukunda zina suçunun ispatlanması ağır şartlara bağlandığından bu ceza çok nadiren uygulanmıştır. Şüpheye düşme durumu cezanın uygulanmasını çoğu zaman düşürmüştür. Zina suçunda daha çok ta’zir ve para cezası uygulanmaktadır.

Hırabe suçu (Yol kesme) idam cezası

Bir diğer idam cezası verilen suç olan yol kesme halk arasında daha çok eşkıya, harami adları ile geçmektedir. Yol kesme suçu, bir kimsenin soygun yapmak maksadıyla zor kullanarak yolu kesmesi ve geçmeye izin vermemesidir.

Yol kesenler, her birine hırsızlık nisabı düşecek kadar mal çalıp, adam öldürürlerse cezaları asılmak suretiyle idamdır. Sadece adam öldürüp mal çalmazlarsa cezaları hadden öldürülmektir. Adam öldürmeyip sadece mal çalarlarsa cezaları el ve ayaklarının çaprazlama şekilde kesilmesidir. Yani sağ el kesilirse onun çaprazındaki sol ayak kesilir. Eğer yol kesip herhangi bir mal almaz ya da adam öldürmezlerse ta’zir cezası verildikten sonra hapsedilirler.

İrtidad suçu (Dinden dönme)

İrtidad , müslüman bir kimsenin İslam dininden dönüp başka bir dine girmesi yahut hiçbir dine girmeyip hepsini inkâr etmesidir.

İrtidat suçunu işleyen kimseye ceza verilmeden önce ondan tövbe etmesi
istenir. Şüpheleri varsa giderilmeye çalışılır ve istemesi halinde kendisine üç gün mühlet verilir. Bundan sonra hâlâ tövbe etmiyorsa idam cezasına çarptırılır.

Bağy (Devlete isyan) suçu

Bağy suçu, güç ve kudret sahibi olan Müslüman bir topluluğun, kendilerince haklı bir sebebe dayanarak, adil ve meşru bir devlet görevlisine karşı kuvvet kullanarak isyan etmeleridir. Bu suçu işleyen kimselere ”Baği” denir. Bağilere irtidad suçunda olduğu gibi şüphelerinin giderilmesi için isterlerse mühlet verilir. Eğer şüpheleri gidip isyan etmezlerse idam cezası uygulanmaz. Fakat isyanlarına devam edip bir yerde toplanırlarsa savaş açılması caiz olur.

Osmanlı Devleti'nde İdam Cezası

Kasten adam öldürme suçu

Bir kimsenin, öldürülmesi meşru olmayan bir insanı, azalarını parçalayan, yaralayan veya o hükümde sayılan bir alet ile kasten öldürmesidir.

Bu suçta failin kısas yapılarak öldürülebilmesi için akil ve baliğ olması şarttır. Bununla beraber mağdur Müslüman ya da zimmi statüsünde olmalıdır.

Siyaseten Katl

Siyaseten katl kısaca bir kimsenin siyaset icabı öldürülmesi olarak tarif edilebilir. Fakat Osmanlı Devleti’nde bazı hallerde henüz suç işlememiş kimselerin katledildiği örnekler de mevcuttur. Dolayısıyla bu ifade idam cezasının yanında, siyasi zaruretler gereği bir kimsenin katledilmesi manasına da gelmektedir. Osmanlı hukukunda siyaseten katl uygulamalarına bakıldığında suçluların “sâ’i bi’l-fesâd” olması nedeniyle uygulandığı görülür. Sâ’i bi’l-fesâd “devamlı olarak zulüm ve kötülük yapan, zarar veren.” anlamına gelmektedir. Örnek olarak birkaç defa hırsızlık yapan kişiye siyaseten katl uygulanabilir.

Osmanlı Devleti'nde İdam Cezası

Bunların yanında Osmanlı devletinde kalpazanlık, yangın çıkarma, askerden kaçma gibi suçlara da idam cezaları uygulandığı görülmüştür. III. Selim devrine ait bir hatt-ı hümayunda bozuk ekmek üreten kimselerin dükkânı önünde asılması emredilmektedir. Halka zulmeden, mallarını gasp eden devlet memurları kimi zaman idamla cezalandırılmıştır. Hepimizin bildiği bir başka idam cezası da Fatih Sultan Mehmet’in tahta geçmesi ile Kardeş katlinin yasallaştırılmasıdır.

Osmanlı devletinde idam cezaları recm ( taşlama), salb (asma) , baş kesme, boğma gibi infazlarla yapılır. Çengele asma, kazığa vurma, deri yüzme gibi işkenceli infaz usullerinin yabancı tarih kitaplarında veya seyahatnamelerde yer aldığı da tespit edilmiştir.

Çarpık ve kör bir ceza ki ne yandan olursa olsun dönerek hep masumları vuruyor!

Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Not: Bu konu hakkında paylaştığım bilgiler Marmara Üniversitesi araştırma görevlisi Mücahid Seçgin’in ”Eski Hukukumuzda İdam Cezası” adlı makalesinden yararlanılarak oluşturulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.