Saygı Dizisi ve Otomatik Portakal Kitabı Benzerlikleri | Dizi Yorumu

Blu TV’de yayınlanan ve bir türk yapımı olan Saygı dizisini eminim duymuşsunuzdur. Yakın zamanda 2. sezonu çıktı. Ben 2. sezondan Anthony Burgess’in yazarı olduğu Otomatik Portakal kitabından esintiler aldım. Oturup acaba oradan ilham alınarak mı oluşturuldu diye düşündüm hatta. İkisinin de konularından ufacık bahsederek başlayayım.

Saygı dizisinde iki genç(Savaş ve Helen) kimliklerini gizli tutarak kendilerini “Adalet Avcıları”olarak tanıtıyor ve toplumda suç işlemiş bireyleri kendileri hamle yaparak öldürüyor. Daha sonra dizinin başrolü Ercüment Çözer bu gençlerle işbirliği yaparak yanına alıyor. Kendisinin de saygısız olduğunu düşündüğü insanları tedavi ettiğine inandığı bir rehabilitasyon merkezi var. Burada saygısızların yaptığı hataları kendilerine eziyet çektirerek yüzüne vuruyor ve tedavi bitince bir daha aynı hatayı yapamaz hale geliyorlar.

Saygı dizisi yorumu

Otomatik portakal’ da ise Alex ve çetesi gündüzleri normal hayat yaşar geceleri ise suçlara karışır. Çetesi bir yakalanma sırasında Alex’i yalnız bırakır ve hapishanede 2 yıl geçirir. Alex suçluları yeniden topluma kazandırma projesi sebebiyle Ludavico adlı bir laboratuvara gönderilir. Orada şiddet dolu filmlere, fiziksel işkencelere maruz bırakırlar. Alex’in aklına kötülük gelince acı içinde kıvranır hale gelir ve kusma isteği uyanır. Böylece Alex’in ruhunu kötülükten arındırmışlardır. Daha sonra Alex özgürlüğüne kavuşur.
Alex, artık kötülük işleyememekte ve istemsizce herkese iyi davranmaktadır.

Benim iki yapıtta dikkatimi çeken şey buydu. Bununla ilgili Otomatik Portakal’dan bir alıntı paylaşmak istiyorum.

” Anladığım kadarıyla günah işlemişsin,ama cezan çok ağır olmuş. Seni insanlıktan çıkarmışlar. Artık seçme şansın yok. Toplumun onayladığı eylemlerin dışına çıkamıyorsun. Sadece iyilik yapabilen küçük bir makinasın. Hep abartırlar zaten, asıl günah,temel hedefleri. Seçim yapamayan biri insanlıktan çıkar.”

Ercüment Çözer, saygısız diye düşündüğü herkesi rehabilitasyon merkezine koyuyor fakat,egosu tüm bunlardan büyük kalıyor. Ercüment kendisine yapılan en ufak şeyi hakaret sanıyor ve eziyet çektiriyor. Savaş ve Helen’den yukarıda bahsetmiştim. Başta adalet için yaptıkları iş yine çığırından çıkıyor, Ercüment ile işler bozuluyor.

Saygı dizisini 2020 yılında kardeşim ve ablamla izlemeye başlamıştım. 1. sezondan sonraki yorumumu bu tweet açıklıyor bence. Ben ikinci sezondan bahsedeyim biraz.

Sezon finalinde böyle olmayan var mı?

Saygının ikinci sezonunda işler çözülüyor, haklı haksız ortaya çıkıyor. Ben 2. sezonun 3. bölümünden sonra diziyi izlememe kararı almıştım. Bölümdeki ağır vurdulu kırdılı sahneler yüzünden. Sonunu merak ettiğim için devam ettim. O bölümde Ercüment’in kendisine bakmadığı için saygısız olduğunu düşündüğü bir diğer kişi, Mevlüt’e yapılan işkence sahneleri vardı. Baya uzun süre ekrana bakamadım çok kötüydü. Dizi anlayışım bir sitcomu aylarca uzatarak izlemekten dışarı çıkmadığı için böyle şeylere alışık değilim ve sevmiyorum. Dizide konu ve oyunculuklar çok iyi bence. Ben 1. sezonu daha çok sevdim. Adalet kavramını çok iyi açıklıyor dizi.

Saygıyı izlemenizi öneriyorum. Otomatik Portakal’ı eski bloğumda yorumlarken de okunmasını tavsiye etmiştim. Çok farklı dili olan bir kitap, onu da okursanız çok beğeneceğinizi düşünüyorum.

Kıymetli zamanınızı yazımı okumaya ayırdığınız için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… O zamana kadar kendinize çok iyi bakın.❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.