Bilinen Türküler ve Hikayeleri |5 Farklı Hikaye

Geçmişten günümüze kadar uzanan türküler için diyebileceğimiz ilk şey, hayatında türkü dinlemeyen kimsenin olmadığıdır. Bir kez dahi olsa türkülerle muhabbetimiz olmuş, duygularını misafir etmişizdir. Türküler ve hikayeleri yazımın da bu muhabbeti artırıp türkülere ısınmanıza yarar sağlamasını temenni ediyorum.

Benim türkülerle tanışmam ilkokul arkadaşım ve adaşım Melike ile başlıyor. Onun elinde 100 temel eserden biri olan “Türkülerden Seçmeler” kitabını görüp babama söyleyerek ben de almıştım. Bu, kitap ilgimi çektiğinden değil Melike’yi çok sevdiğimdendi. 😃 Hala türküleri çok sever ve dinlerim. Bunun yanında hikayesi bilinen türküleri ayrı bir seviyorum. Türküler ve hikayeleri bana hep çok samimi geliyor. Günümüzde türkülerin hala yaşıyor olmasına ve bu alanda yapılan çalışmalara da çok seviniyorum. Bilinen türküler ve hikayeleri benim de çok sevdiklerime yer vererek derledim.

1. Neşet Ertaş – Neredesin Sen Türküsü ve Hikayesi

İlk maddeye Neşet Ertaş ile başlamak istedim. Bozkırın Tezenesi olarak gönüllerimizde yer tutan Neşet Ertaş, sanılanın aksine bu türküyü sevgilisine değil annesine yazmıştır. 12 yaşındayken annesi Döne Ertaş’ı kaybetmiştir. Bu türkünün hikayesini ise şöyle anlatır;

1960’lı yıllarda TRT sanatçılarıyla Almanya’ya gitmiştim. Otomobilim vardı ama ne ehliyetim vardı, ne de kullanmayı biliyordum. Bazıları dönünce mecburen ben kullandım otomobili. Dönüşte kaza yaptık. Beni cezaevine koydular. Üç ay hapis yattım. Kâğıt, kalem de vermiyorlardı. Bu türkünün sözlerini sigara kâğıtlarının üzerine kibrit çöpünün barutlu kısmını tükürükle ıslatarak yazdım.

Türkünün sözlerini bir daha hatırlayalım.

Şu garip halimden bilen şiveli nazlım
Göynüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm
Göynüm hep seni arıyor neredesin sen

Ben ağlarsam ağlayıp gülersem gülen
Bütün dertlerimi anlayıp göynümü bilen
Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
Göynüm hep seni arıyor neredesin sen

Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
Hiçbir tabip yarama merhem olmuyor
Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
Göynüm hep seni arıyor neredesin sen

2. İki Keklik Türküsü ve Hikayesi

İki keklik türküsü acı bir hikayenin izlerini taşıyor. Balıkesir’e bağlı Edremit ilçesinde Kahveci Mehmet Şevket Efendi’nin karısı Şöhret Hanım tarafından oğluna yazılmış bir türküdür. Şöhret Hanım o zamanın zenginlerindendir. Zeytin toplamaya bile cam topuklu ayakkabılar ve güzel elbiseler giyerek gider. Bir gün Zekeriya isimli oğulları Sarıkamış’a asker olarak gider. Hava şartlarında kar üzerinde yürümek zordur. Bundan dolayı askerler kendi yollarını kendi elleriyle açmaktadır. Zekeriya yolunu açarken bir kar kuyusuna düşerek hayatını kaybeder. Annesi Şöhret Hanım ise bu kötü haberi kekliklerin sesleri arasında alır. Böylelikle Şöhret Hanım tarafından bu ağıt söylenir.

Türkünün sözleri şu şekildedir;

İki keklik bir kayada ötüyor
İki keklik bir kayada ötüyor
Ötmede keklik derdim bana yetiyor
Aman, aman yetiyor


Annesine karada haber gidiyor
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman, yar benim

Uzunda geceler yar boynuma
Sar benim aman aman, sar benim

İki keklik bir dereden su içer
Dertlide keklik dertsizlere dert açar
Aman aman, dert açar


Buna yanık sevda derler tez geçer
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman, yar benim
Uzunda geceler yar boynuma
Sar benim aman aman, sar benim

Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman, yar benim
Uzunda geceler yar boynuma
Sar benim aman aman, sar benim

Ayrıca İki Keklik türküsünü Jehan Barbur’ un yorumu ile dinlemenizi de tavsiye ediyorum. ❤

3. Gesi Bağları Türküsü ve Hikayesi

Bu yazıyı yazmamın sebebi aslında bu türkü. Türkünün hikayesini öğrenince dinlemekten hiç bıkmadım. Böyle bir yazıyı yazmak da dinlerken geldi aklıma. Kısacası gesi bağları çok özel bir şarkı.

“Kayseri’nin Gesi köyünde yaşayan bir genç kız, evlilik çağına geldiğinde, onu istemeye gelenler uzak köyden bir aile olarak genç kıza talip olurlar. Genç kız ve genç erkek birbirlerini sever bununla birlikte evlenirler. Genç kız, uzak yere gelin gittiği için hüzünlenir. Gelin gittiği köyde, annesinden uzakta yaşamaya alışamaz. Eşinden ve ailesinden eziyetler görmeye başlar. Bu nedenle huzuru kaçar. Bir vakit sonra çocuğu olur. Çocuğuyla oyalanmak ister ama başaramaz. Annesinin hasreti içine dağlar. Aylardır annesinden haber alamayarak, hüzünlü bir şekilde köyden dışarı çıkamayarak beklemek zorunda kalır. Bir gün, kendi köyünden haber gelir. Annesinin vefat ettiğini öğrenir. Çok üzülür, manevi olarak yıpranır. Gesi köyünün, kaldığı köye kadar uzanan geniş ve güzel bağları arasında, Gesi Bağları türküsünü söyleyerek dertlenir ve ağıt yakar. Kavuşamamanın hüznünü yüreğinde hisseder. Aynı zamanda bu türküyü söyler”

Türkünün sözlerini hatırlayalım.

Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi, aman aranıyorum
Yitirdim yarimi, aman aranıyorum

Bir çift selamına güveniyorum
Gel, otur yanıma, hallarımı söyleyim
Halımdan bilmiyor, ben o yari neyleyim?

Gesi bağlarında üç top gülüm var
Hey Allahtan korkmaz, sana, bana ölüm var
Hey Allahtan korkmaz, sana, bana ölüm var

Ölüm varsa bu Dünya’da zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın, anam yansın derdime
.

Türküler ve Hikayeleri
Gesi Bağları, Kayseri

4. Ela Gözlüm Türküsü ve Hikayesi

Ela gözlüm türküsünü Karacaoğlan sevdiği Karacakız’a veda ederken yazdığı söylenir. Hikayeye göre Karacaoğlan sazını alarak uzaklara gitmeye karar verir. Karacakız ondan kalmasını istemeyi düşünür lakin bunun yararı olmayacağını bilmektedir. Karacaoğlan ve Karacakız ulu ardıça doğru yürürler. Karacakız’ın sevdiğinden yalnızca bir isteği vardır: Ona bir türkü söylemesini ister. Daha sonra Karacaoğlan kıza bu türküyü söyler.

Ela gözlüm ben bu elden gidersem
Zülfü perişanım kal melül melül
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla gözyaşını sil melül melül

Elvan çiçekleri takma başına
Kudret kalemini çekme kaşına
Beni unutursan doyma yaşına
Gez benim aşkımla yol melül melül

Ayrıca Karacaoğlan’ın hikayesini Yaşar Kemal’in kaleminden okumak isterseniz bu yazıma tıklayabilirsiniz.

5- Aldırma Gönül Türküsü ve Hikayesi

Aldırma gönül sonradan bestelenmiş bir şiirdir. Sabahattin Ali “Memleketten haber” adlı şiirini dostlarla bir toplantıda okurken şikayet edilir. Bundan dolayı Sinop cezaevine gönderilir. Bu şiirini de hapishanede yazar. Aynı zamanda Hapishane şiiri olarak geçmektedir.

Sözleri şu şekildedir;

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma

Dışarda azgın dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül aldırma

Umarım bu yazım hoşunuza gitmiştir. Daha fazla türküler ve hikayeleri okumak isterseniz yorumlarda belirtebilirsiniz. Başka bir yazıda görüşmek üzere…❤

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.