Üniversite Seçerken Hata Yapmamak | Okullar, Yatay Geçişler ve Ben

Bu yazı pişmanlık, yol yorgunluğu ve mutlu son içerir.

Üniversite seçerken hata yapmamak, üniversite seçimi yapan her öğrencinin farkında olduğu ve dikkat ettiği bir şey. Fakat maalesef ki yapıyoruz. Ben 2020 yılında yükseköğretim sınavına girmemin ardından birçok sebepten dolayı tercih vermek zorunda kaldım. (Mezuna kalmak da sınıfsaldır diyelim.) Tercih sonuçları açıklandığında benim için pek de güzel günler görünmüyordu. İzmir Demokrasi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümüne yerleşmiştim. Bu üniversite tercih listeme “Gelmez zaten, bir ihtimal yazayım açıkta kalmayayım.” modunda yazdığım bir üniversiteydi. Elbette araştırdım ama bilmem gereken şeyleri öğrenmemiştim.

Okul eğitime başladıktan sonra benim için de zorlu günler başladı. Benim ve diğer bölüm arkadaşlarım için en zor olan zorba bir eğitimci ile başa çıkmaya çalışmak oldu. Bu bana çok zor geldi. Eğitim hayatta en önem verdiğim şeylerden biriyken böyle bir deneyim yaşamak, çevrim içi eğitimin motive etmekteki eksiğiyle de birleşince gerçekten canımdan bezdirdi. Saçlarım döküldü, yüzümdeki sivilceler arttı, “Böyle bir şey nasıl olabilir?” in şokunu üstümden uzun süre atamadım. Şu yazımda da yine bazı iç dökmelerim olmuş. 🙃

Bu kadar zorluktan sonra yatay geçiş vakitleri geldi.Çok sevdiğim arkadaşım Melek’in tabiriyle Gitmek için tüm tuşlara bastım. 5 okula hem myp hem de gano ile yatay geçiş verdim. Dördünden kabul aldım bir tanesi daha açıklanmadı. Şimdi tüm bunların detayına gireyim.

İlk olarak Pamukkale Üniversitesi Ybs bölümüne yatay geçiş verdim. Ben araştırınca bölüme önem verdiklerini ve okul imkanının da yeterliliğini gördüm. Yine de ilk tercihim değildi, İstediklerim olmazsa giderim yine mutlu olurum diye düşünüyordum. Gano ile 1. asil olarak alındım, kayıt yaptırmadım çünkü diğer üniversiteleri bekliyordum. Myp ile geçiş daha geç açıklandı, geçenlerde sonuca baktım taahhütnameyi imzalamayı unutmuşum. 😃 Yani aklımda olan diğerleri gelmezse giderim düşüncesi olmayacaktı. Neyse ki diğerleri oldu…🙏

Daha sonra Sakarya Üniversitesi Yatay geçişleri açtı. Ybs alanında önerilen ve bilinen bir okuldu. Fakat ben hiçbir zaman istemedim sadece seçeneğim olsun diye yatay geçiş verdim. Sonuçları ise daha açıklanmadı.

Ve sonra istediğim okullardan bir tanesi olan Akdeniz Üniversitesine yatay geçiş verdim. Gerçekten çok istiyordum. Lisede de Akdeniz üniversitesini çok beğeniyordum. Kabul almayı hiç beklemiyordum ve alındığımda çok mutlu oldum. Önem vererek beklediğim ilk üniversiteydi. 2. Asil olarak kabul almıştım.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine de yatay geçiş vermiştim. Burdan da kabul aldım zaten myp ile işler her zaman daha kolay oluyor. Gİtmeyi pek düşünmedim barınma imkanı eksikti çünkü.

Ve en son olarak Dokuz Eylül Üniversitesine Yatay geçiş verdim. Burada sistem biraz daha farklıydı çünkü ön değerlendirmeyi geçenler fakültede yatay geçiş sınavına çağrıldı. Ben bu sınava İskenderun’dan kalkıp İzmir’e gittim. Yolculuk o kadar kötü geçti ki, babam, ablam ve yanında tanıdığımız çok kötü bir insanla yolculuk yapıyordum. Sınavdan çıktıktan sonra tamam dedim, ben buraya boşuna geldim. Sınavım iyi geçmemişti. Sınavdan sonra İzmir’ i gezmeye dair yaptığımız şey hızlıca döner yemek, Hasanağa bahçesinden geçip arabaya doğru adımlar atmaktı… Eve döndükten sonra gerçekten oturdum ve ağladım. Sınavımın kötü geçmesinden değil, “Nasıl bu kadar kötü insanlar olabilir?” diye düşünüyordum. Keşke gitmeseydim dedim ve sonuçlar açıklandı: 4. asil olarak kabul almıştım. Daha sonra “Keşke”nin yerini “İyi ki” aldı.

Üniversite Seçerken Hata Yapmamak
1 Yıl Öncesinde Defterime Aldığım Not

Bu kadar sonuçtan sonra aklımda sadece Akdeniz Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi vardı. Hatta Akdeniz açıklandıktan sonra Dokuz Eylül’ü bir kenara bırakıp hazırlıklara başlamıştım. Çünkü Dokuz Eylül’ü kazanamam diye bakıyordum. Sonuçlar açıklanınca bu ikilemde kaldım.

Hayattaki seçimlerimin hep böyle güzel iki seçenek arasında kalmasını diliyorum kendim için. Çok zorluk çekmiştim ve sonradan önümde iki fırsat vardı. Bu zorlu süreçte çok ağladım çok yıprandım. Finallerden sonra yapacağım dediğim hiçbir şeyi yapamamıştım neredeyse.

Hangi okulu seçtiğime gelirsek, Dokuz Eylül Üniversitesini seçtim. Laboratuvar, değişim programları ve barınma imkanları daha fazlaydı. Bir kez daha şunu anladım ki fırsatları kendimiz yakalıyoruz. Ben Dokuz Eylül Üniversitesinin sınavına gitmeseydim şuan yazının bu paragrafını yazıyor olmazdım. Kaydımı yaptırmak için İzmir’e tekrar gittim. Kaydımı yaptırdım, diğer işlerimi hallettim, gezdim, yeni insanlarla tanıştım. Bu sabah da İskenderun’ a yeniden döndüm. Heyecanla okulumun açılmasını bekliyorum.

Burada fotoğrafım yok da demem 🙂

Umarım benim için güzel bir eğitim hayatı olur. İzmir’i çok sevdim, şuan için mutluyum. Bu yanlış tercihle başlayıp buralara gelen yolculuğumu sizinle paylaşmak istedim. Yazıyı bitirmeden birkaç şeye değinmek istiyorum.

Ben Türkiye’deki öğrencilerin nasıl zor şartlar altında kaldıklarını biliyorum. Çevredeki baskıyı, okumalarına izin verilmediğini, cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıklarını, evlendirilmek, çalıştırılmak istendiğini, okumak için küçük yaşta çalışmak zorunda olduklarını biliyorum. Keşke bilmesem, keşke bunlar olmasa ama var. Benim için çok hassas bir konu “okumak”. Bu kadar mutlu olduğum bir zamanda tıpkı diğerleri gibi kokuşmuş zihniyetin ürünü olarak kendimle ilgili keşke öğrenmesem dediğim bir şeyi öğrendim çünkü. Bu yazıyı hem mutlulukla hem de üzülerek yazıyorum bu yüzden.

Böyle olayları hiç yaşamamamız ve hikayemin size ilham olması dileğiyle…

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.